Davul seti zaten birden çok çalgının tek kişide toplanmasıyla doğmuştu. Yetmişli yıllarda bu birleşme bir adım daha ileri gitti.
Latin ve Brezilya müziğinin caz ve rock ile buluşması, davulcuları yeni bir sorunla karşı karşıya bıraktı: bu türlerin dokusunu tek başına nasıl üretirsin?
İlk çözüm sete perküsyon eklemekti.
Timbal, çan, blok ve çeşitli küçük çalgılar davul setinin arasına yerleştirildi. Böylece icracı, bir bölümde davul kalıbı çalarken diğer bölümde perküsyon dokusuna geçebiliyordu.
İkinci çözüm ayak kullanımının genişlemesidir. Sol ayağın hi-hat dışında bir çan ya da tef sürmesi, üst uzuvların serbest kalmasını sağladı.
Bu düzenlerin bir bedeli var: kurulum karmaşıklaşır ve erişim mesafeleri uzar.
Bu yüzden melez set kurmanın temel kuralı seçiciliktir. Her çalgının düzenlemede belirli bir görevi olmalı; sırf renk olsun diye eklenen bir parça, erişimi zorlaştırmaktan başka işe yaramaz.
Kursiyer açısından bu yaklaşım, hangi sesin gerçekten gerekli olduğunu sorgulamayı öğretir.
Derslerimizde melez düzenler, Latin ritim aktarımı çalışmalarıyla birlikte ele alınır.