Sheila Escovedo, Latin perküsyon geleneğinin içinde yetişti; babası Pete Escovedo tanınmış bir timbalcıdır. 1980’lerde Prince ile yaptığı çalışmalar, onu perküsyon bölümünden çıkarıp sahnenin merkezine taşıdı.
Timbal ile davul seti arasındaki geçiş teknik olarak önemsiz değildir. Timbalde vuruş kasnağa ve metale yöneliktir, sönüm kısadır; davul setinde ise deri ve zil dengesi öne çıkar. İki çalgıyı birlikte kullanmak, ikisinin de tınısını bilerek seçim yapmayı gerektirir.
Sheila E.’nin sahne anlayışı, davulcunun görünürlüğü açısından da belirleyicidir. Perküsyon ayakta ve önde çalındığında, ritim bölümü arka planda kalan bir işlev olmaktan çıkar; bu tercih, sonraki pop sahnelerinde yaygınlaşmıştır.
Latin ritimlerinin pop düzenlemelerine girmesinde de payı vardır. Cascara ve clave temelli figürler, 1980’ler pop kayıtlarında davul setiyle birlikte duyulmaya başlar.
"The Glamorous Life" gibi kayıtlarda perküsyon ile davul setinin aynı düzenlemede kullanılması, iki katmanın çakışmadan nasıl yerleştirileceğine dair iyi bir örnektir; her biri farklı frekans bölgesinde durur ve birbirini örtmez.
Derslerimizde Latin kalıplarının set üzerine aktarımı çalışılır; hangi katmanın feda edileceği kararı, tek kişinin dört uzvu olduğu gerçeğinden doğar.