Davul setinin tarihi, birbirini izleyen beş kırılmayla özetlenebilir. Birincisi 1900’lerin başında, ayak pedalının yaygınlaşmasıyla bando çalgılarının tek kişide toplanmasıdır. İkincisi 1930’larda zamanın bas davuldan hi-hat’e taşınması, üçüncüsü 1940’larda bebop ile ride ziline geçmesidir.
Dördüncü kırılma 1960’larda yaşandı: sahne ölçeğinin ve amfi gücünün büyümesi, setin fiziksel olarak büyümesine ve gürlük eşiğinin yükselmesine yol açtı. Beşincisi ise 1980’lerde elektronik seslerin devreye girmesi ve akustik icranın kendini yeniden tanımlamasıdır.
Her kırılmada değişen şey aynıdır: zamanın hangi uzuvda taşındığı ve davulun topluluk içindeki rolü. Çalgının fiziği bu kararların ardından şekillenmiştir, öncesinde değil.
Bugün bu beş katman aynı anda kullanılabiliyor. Bir davulcu tek bir parçada second line salınımı, bebop ride kalıbı ve elektronik tetikleme kullanabilir; üsluplar arasındaki duvarlar büyük ölçüde kalkmıştır.
Derslerimizde her yeni kalıbın hangi dönemden ve hangi ihtiyaçtan geldiği anlatılır; kaynağını bilen kursiyer, kalıbı nerede kullanacağına kendisi karar verebilir.